Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, birbirinin kopyası değil bölgesel ve stratejik alanlarda farklılaşan üniversiteler hedeflediklerini açıkladı.
Yılmaz, 5 yılda 3 bin genç araştırmacının yetiştirileceği yeni stratejik programı hayata geçirdiklerini kaydetti.
Necmettin Erbakan Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yıl Açılışındaki konuşmasında yükseköğretimde ihtisaslaşma vurgusu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, birbirinin kopyası değil bölgesel ve stratejik alanlarda farklılaşan üniversiteler hedeflediklerini ve 5 yılda 3 bin genç araştırmacının yetiştirileceği yeni stratejik programı hayata geçirdiklerini kaydetti.
Konya’ya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ilk olarak Valiliği ziyaret ederek Vali İbrahim Akın ile görüştü. Valilik Şeref Defterini imzalayan Yılmaz daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi Akademik Yılı açılış programına katıldı. Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Konferans Salonundaki programda konuşan Cevdet Yılmaz, “Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin 2026-2027 yılı Akademik Yıl Açılışı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Bilim insanı kimliğiyle ülkemizin ilim hayatında, devlet ve siyaset adamı olarak milletimizin hizmetinde iz bırakan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın adını taşıyan Üniversitemizde olmayı ayrıca anlamlı buluyorum. Bu vesileyle Erbakan Hocamızı rahmetle yad ediyor, 2026-2027 Akademik Yılı’nın Üniversitemiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Biz üniversitelerimizden çok şey bekliyoruz ve bunu milletimizin hak ettiğine inanıyoruz”
Gerçek kalkınmanın, bilginin kitaplarda kalmayıp bir fabrikanın çarkını döndürdüğü, bir gencin hayallerini gerçeğe dönüştürebildiği, sokaktaki insanın refahına ve çocuğun geleceğine dokunabildiği an başladığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Bizim de bu kadar üniversite kurmaktaki gayemiz budur. Cumhurbaşkanımız 81 vilayette üniversite kurduysa bu dönem bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor her şey. Dolayısıyla biz üniversitelerimizden bu anlamda çok şey bekliyoruz ve bunu milletimizin hak ettiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“Biz birbirinin kopyası üniversiteler istemiyoruz, farklılaşan üniversiteler istiyoruz”Hükümet olarak son 24 yılda eğitime öncelik verdiklerini üniversiteye girişte fırsat eşitliğinden, öğrencilerin barınma imkanlarını, bilim insanı ve Ar-Ge desteklerinden burslara, müfredat zenginleştirmesine kadar yükseköğretimi çok yönlü dönüştürme kararlılığında olduklarını belirten Cevdet Yılmaz, “Bu dönemde yükseköğretime erişimi ülkemizin tamamına yayarken akademik insan kaynağımızı ve araştırma imkanlarımızı güçlendirdik. Bugün 6,3 milyona yaklaşan üniversite öğrencimiz var ve yaklaşık 190 bin akademik personelle çok güçlü bir kapasiteye sahibiz. Ülkemizin kalkınmasına daha fazla katkı yapması için üniversitelerimizin güçlü olduğu alanlarda derinleşmesi, araştırmalarını gerçek ihtiyaçlara yöneltmesi ve birbirini tamamlayan yetkinlikler oluşturması çok önemli. Bu noktada da şunun altını çizmek istiyorum. Biz birbirinin kopyası üniversiteler istemiyoruz, farklılaşan üniversiteler istiyoruz. Elbette her üniversitede olmazsa olmaz bir benzer birimler, bölümler olacaktır. Onu kastetmiyorum ama her üniversite kendini belli konularda farklılaştırarak öne çıkmak durumunda. 25 üniversitemizde ise yapay zeka, sağlıkta dijital teknolojiler, enerji ve gıda biyoteknolojisi gibi stratejik bilim alanlarında ihtisaslaşmayı destekliyoruz. Politika olarak bunları yapıyoruz. Araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma üniversiteleri ve yine belli stratejik sektörlerde üniversiteler. Bölgesel kalkınma odaklı üniversitelerimizin tarım, hayvancılık, enerji, turizm, madencilik, gıda ve hassas tarım gibi alanlarda uzmanlaşmasını, bu politikanın sahadaki karşılığını ortaya koyan bir gelişim olarak görüyoruz. Böylece üniversitelerimizin bilgi ve araştırma gücünü bölgelerimizin mevcut potansiyelini geliştirmek için kullanırken stratejik alanlardaki ihtisaslaşmayla ülkemize yeni bilimsel ve teknolojik yetkinlikler kazandırıyoruz. Aynı hedef doğrultusunda üniversitelerimizin eğitim programlarını da ekonominin ve teknolojinin değişen ihtiyaçlarına göre yapılandırıyoruz” dedi.
